25 Ekim 2013 Cuma

DERS NASIL ÇALIŞILIR

                                                            Ders nasıl çalışılır ?

    Bizim eğitim sistemimizde malesef öğrencilerimizin kendi kendilerine nasıl ders
Çalışacağı öğretilmez.Kısıtlı ders saatlerinde çok az örnek verilerek hemen öğrenci ödeve boğulur.Öğrenciye verilen ödevin niteliği ise bir sonraki derse kadar bir kaynaktan 4-5 test çözmesi şeklindedir.Soruları çözmeye çalışan öğrenci için tek kaynak okuldaki işlenen dersteki çözümlü bir kaç soru ve okul kitaplarındaki çözümlü bir kaç alıştırma sorusudur.Ödev olarak verilen testteki soruları çözemeyen bir öğrenci okulda anlatılan konuyu anlamadığını düşünür ve hemen ödev yapmayı bırakır.Kolay yol budur işte.Ya dershane veya özel ders öğretmenine başvuracaktır yada bu sorular zor diyerek bir daha bu yapamadığı sorulara hiç bakmayacaktır.Ödev aslında öğrencinin kendi kendine soru çözmesi değil farklı kaynaklardan soru analizi yapması ve olabildiğince farklı soruyu irdeleyebilmesi şeklinde olmalıdır.Çünkü öğrenci ödevi sırasında yapamadığı sorular yüzünden konuyu anlamamış değildir.Konuyu aslında anlamıştır(tabi ilgiyle dinlediyse) ancak ödev deki soru tiplerini bilmiyordur.

     Öğrencinin soru tiplerini ve çözümlerini görmeden test çözmesi kadar büyük bir yanlış yoktur.Bu hem öğrencinin moralini bozar hemde çok ciddi bir zaman kaybına sebebiyet verir.Peki nasıl çalışmalı:
Sayısal dersler ve sözel dersler için ayrı ayrı tavsiyelerde bulunacağım.

                                                             Sayısal dersler için;

    Tüm sayısal dersler için yapılması gereken her ders için bir kaç çözümlü kitap edinmektir.Okulda yeni bir konu işlenir işlenmez aynı günün akşamı bilgiler taze iken bu kaynaklardaki çözümlü örneklerin incelenmesi gerekir.Ama bu inceleme gözle değil kalemle yapılmalıdır:) önce kolaydan zora doğru kaynaklar sıralanmalıdır ve en kolay kaynaktan başlayarak çözümlü sorular çözümüne bakmadan yapılmaya çalışılmalıdır.Eğer soruyu yapamadıysak o zaman çözümüne bir göz gezdirip yine hiç bakmadan yapmaya çalışmak gerekir.Ve bu böylece 3 kitaptaki çözümlü sorular bitene kadar uygulanmalıdır.Burada en önemli konu gözünüze güvenmemektir.Çünkü göz insanı yanıltır.Yapamadığınız sorunun çözümüne baktığınızda size kolay gibi görünür ve "haaa demek böyleymiş,anladım "deyip soruyu geçersiniz.Oysa işin sırrı elinizdedir,yani el pratiğinizin gelişimindedir.Elle çözülmeyen sorunun çözümü unutulur.Bu sebeple mutlaka soru sonuna kadar çözmelidir.Bu soru tanıma analizi bittikten sonra artık öğretmeninizin verdiği ödevi yapmaya başlayabilirsiniz.Ancak bunun içinde ödev nasıl yapılır ve ödevler günlere neden bölünmelidir bölümündeki tavsiyelerimi incelemeniz gerekmektedir.

                                                             Sözel dersler için;

    Sözel derslerde önemli olan konuyu bütün halinde değerlendirebilmek ve yorum yapabilmektir.Bir konuda yorum yapılabilmesi için ise o konunun ana fikrinin yeterince özümsenmiş olması gerekir.Bu nedenle sözel dersler çalışılırken okulda işlenen konunun tamamı bittiğinde elinizdeki kaynaktan ( eğer size yetersiz geliyorsa konuyu daha detaylı ve fotoğraflarla işlemiş bir başka kaynak temin ederek) tüm konunun seslice baştan sona okunması gerekir.Bu okuma işini okulda konu biter bitmez en az iki kez ve yazılı gününe kadarda en az 3 kez yapmak gerekir.Konunun tamamının okunması konunun bütünlüğünü bozmadan aklınızda yer etmesini sağlayacaktır.Sadece yazılıdan önce konuları okumak ve yazmak bilgilerin aklınızda kalmasını kolaylaştırmaz ,ancak %50 sinin ve en kolay yerlerinin aklınızda kalmasını sağlar.Buda sınavdan beklenen yüksek not için yeterli değildir.

    Her iki tip bölüm içinde yazılıya hazırlıkta mümkünse içinde yazılı soruları şeklinde çalışma bölümü olan kaynaklardan çalışmak gerekir.Ancak test tekniği ile yapılacak yazılılar ve Anadolu lisesi veya üniversite giriş sınavları için çalışılıyorsa belli aralıkla farklı kaynaklardan tarama testleri çözülmelidir.Özellikle sözel derslerin soruları sadece yoruma dayalı veya bilgi yoklaması şeklinde olmayıp çeldirici soru kalıplarından oluşmaktadır.Sınavlarda yapılan yanlış soruların sebebi bu çeldirici sorulardır.Yani sadece bilgi yeterli değildir. Konunun detayları da incelenmiş olmalıdır.Sayısal derslerde ise belli aralıklarla çözülecek tarama testleri öğrencinin soru tiplerini ve çözümlerini unutup unutmadığını kontrol edecektir.

    Öğrencilerin unutmaması gereken en önemli bilgi şudur;eğer öğrenci bir soruyu sınavdan önce görmüş ve üzerinde zaman harcamışsa o soruyu sınavda tanır ve yapar.Ama sınavdan önce karşılaşmadığı bir soru tipiyle sınavda karşılaşırsa iş birazcık şansa ve sınavdaki moral durumuna kalmıştır.

    Soru tanımanın önemiyle ilgili bir anımı anlatarak bu bölümü bitireceğim.

    Öğretmenliğe ilk adım attığım yıl tecrübeli öğretmenlerim bana bir tavsiyede bulundu.Tavsiye şuydu;bu yıl seni derse veya etüde öğretmen olarak sokamayız.Tecrübe olmadan derse girmen mümkün değil.Ayrıca sana sorulan her soruya hızlıca çözüm üretmen gerekir.Öğretmen öğrencinin her sorusunu 30 saniyede çözmelidir.O yüzden bu yıl tüm konulardan bolca soru çözmeli ve pratiğini arttırmalısın.Bu arada seni dershane içinde öğretmen önlüğü ile gören tüm öğrencilerde bizim işlediğimiz konulardan sana soru sorarlar.En azından bizim son işlediğimiz konuların dershane kitabındaki ve testlerdeki sorularını önceden çöz,yapamadıklarını bize sor ve öğren.Öğren ki çocuk soru sorduğunda rezil olma.Bende bu tavsiyeye uymaya çalıştım.Ancak bir gün tüm öğretmenler meşgulken bir öğrenci bana doğru yürümeye başladı.Ben öğretmenler odasındaydım.Öğrencinin elindeki kitap bizim dershane yayını değildi.Parmağını kitabın arasına sokmuş ,belli ki bir soru sormaya geliyor.Bana "hocam bir sorum var "dedi.Bende önlük var ya kendimi profesör gibi hissediyorum zaten, tok bir sesle "SOR EVLADIM" dedim.Çocuk kitabı açtı ,soruyu gösterdi.Soruyu bir sağa çevirdim bir sola ama bir türlü çözemedim.Deli bir geometri sorusu.Çözüm yollarını düşünürken kafam çatladı ama nafile olmuyor.Tabi acayip sıkıntı bastı beni.Neyse sonunda "evladım sorunun çözümünü göremedim,akşam bir inceleyeyim sana yarın çözümünü getiririm "dedim.Çocuk şöyle bir mutsuzca bana aşağılayarak ta bakarak" tamam " dedi ve gitti.Akşam elimdeki bütün kaynakları masaya serdim,başladım benzer bir soru ve çözümü aramaya.Bir saat sonra çözümü bulabildim.Özel bir soru tipiymiş.Soruda ek çizim var,trigonometri var,açıortay bilgisi,dik üçgen bilgisi var var yani.Cevap 20 :(

    Ertesi gün çocuğu çağırdım ,güzelce anlattım ve "cevap 20 "dedim.Çocuk eyvallah dedi ve gitti.Kimbilir aklından ne geçirdi o gün.Herhalde "adama hoca dedik bir soruyu 24 saat de çözüp geldi , yuh be " demiştir.Zaten bir daha senenin sonuna kadar da soru falan sormadı.

   Yine bir gün öğretmenler odasında otururken bir baktım uzaktan bir öğrenci beni kese kese bana doğru geliyor.Soru soracak belli.A aa ,bir baktım elinde geçen gün soru soran öğrencinin elinde siyah kitap.Birden gerildim.Çünkü bu çocuk ilk soru sorandan da çalışkan.İçimden "yahu normal öğrencinin sorusunu çözemedin şimdi dershane 3. sü geliyor.Bu çocuğun sorduğunu hiç çözemezsin.Ayvayı yedin,kaçacak bir yol bul" dedim.Aklımdan geçenler şöyleydi;çocuk yanıma gelir gelmez"oğlum bana bir kolonya getir ,fenalaştım" mı desem,yada "az önce bir arkadaşım kaza yaptı hemen çıkmam lazım " mı desem...Ben bunları düşünürken çocuk dibimde bitiverdi.Panikten hareket bile edememiştim.Ve beklediğim kelimeler çocuğun ağzından dökülüverdi."Hocam bir sorum var"allahhhh, benden bir ter boşandı vallahi bayılacaktım.İlk çocuktaki gibi tepki veremedim tabi.Kendine güvensiz en ince tonda ve zorla"sor tabi ki "dedim.Çocuk kitabı bir açtı ki ne göreyim.Daha önceki çocuğun sorduğu soru. Ohhhhhh ... Birden rahatladım,arkama yaslandım ve güya gözlerimle çözüyormuş gibi azıcık gözlerimi kıstım,elim çenemde ,sıvazlanıyorum.Tok bir sesle " BİR BAKALIM" dedim. Yaklaşık 10 saniye sonra "hımmm,gördüm "dedim.Kalemi elime aldım ,önce ek çizim i yaptım,sonra açıortay kuralı,sonra trigonometri,sonrada dik üçgen kuralı veee cevap 20 deyip kalemi de şöyle bir güzel kitaba doğru" bitti, işte bu kadar "der gibi attım.Çocuk hayran hayran bana bakarak şöyle dedi" vay be.Çok hızlısınız." Ellerini havaya kaldırdı ve bana bakarak "ben zaten işte bu yüzden bu dershane deyim.İşte tecrübe,işte zeka,işte bilgi" dedi.Tabi çocuk bana bunları söylerken bende içimden "ne tecrübesi,ne zekası,ne bilgisi " diye düşünüyordum.
 Sonuç şu ; bir soruyu tanırsanız çözersiniz,tanımazsanız biraz zor...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder