16 Ocak 2014 Perşembe

10 SORUDA İYİ DERSHANE/TEMEL LİSE/ÖZEL OKUL

10 SORUDA İYİ DERSHANE/TEMEL LİSE/ÖZEL OKUL

Başarılı bir eğitim için basamaklar olan dershaneler gençleri, geleceğe hazırlamada önemli rol oynuyor. Peki iyi bir dershane için kurallar nelerdir? Bu sayımızda sizlere bu sorunun cevabını ’10 soruda iyi dershane’ başlığı altında anlatacağız.
1. Bir dershanenin tercih sebebi olabilmesi için en önemli özelliği ne olmalıdır?
Cevap: Kesinlikle öğretmen kadrosudur. Çalışkan ve yüksek hedefleri olan öğrenciye yüksek hedeflerini tutturmuş öğretmenler gerekir, elinde bir gün önce çalıştığı notlarla derse giren öğretmen değil. Öğretmenlik formasyonunu almış, branşında bilgi anlamında tam donanımlı, pratik yollar üretebilen, öğrenciyle iyi diyalog kurabilen, zevkli ders işleyebilen, çocukların sorularını anında çözebilen, öğrencileri için soru üretebilen, gerektiğinde yayın yazabilen, öğrencinin ve velinin sorunlarıyla ilgilenebilen ,sınavlarda çıkabilecek soruları tahmin edebilen, öğrencisine tonlarca değil gerektiği kadar ödev verebilen ve dershanesinde kadrolu çalışan, öğrencinin her istediğinde ulaşabildiği bir öğretmen kadrosu başarının en büyük anahtarıdır.

2. Öğrencinin kendi kendine çalışması gerekli midir? Bu nasıl sağlanabilir?
Cevap: Bir öğrencinin başarılı olabilmesi için en önemli kriter soru çözmesidir. Bir konuyu 10 kerede anlatsanız çocuk ancak soru çözerek bilgiyi pekiştirebilir. Dershanenin burada görevi, konular anlatıldıktan sonra yaprak testlerle öğrenciye pratik yaptırıp daha sonra farklı yayınlardan ödev vererek bu ödevleri kontrol etmektir.
3. Yayınları öğretici mi yoksa ölçücü mü olması daha iyi verim sağlar?
Cevap: İkisi de verimlilik açısından önemlidir.Yaprak testlerin ve soru bankalarının öğretici, deneme ve tarama sınavlarının ölçücü olması gereklidir. Burada dikkat edilmesi gereken husus şudur: Her öğrenci için seviyesine uygun ve çalışmasını motive edebilecek ek kaynaklar tavsiye edilmelidir. Dershane mutlaka öğrencisinin çözeceği kaynakları temin etmeli ve yapısal farklılıklarına göre de çocuğa uygun soru üretebilmelidir.
4. Dershaneler öğrencinin öğretim boyutuyla ilgilenirken eğitim ve psikolojik ihtiyaçlarına nasıl çözüm üretmelidir?
Cevap: Sınav yılı çok streslidir. Çocuklar sınava hazırlanırken çok kırılgan olurlar. Çocukların anlık psikolojik değişimlerini takip edebilecek uzman bir rehberlik öğretmenine ve tecrübeli bir eğitim koçuna mutlaka ihtiyaç vardır. Ancak bu şekilde yaşanabilecek olumsuzluklar çabucak bertaraf edilir ve öğrencinin motivasyonu arttırılabilir.
5. Dershaneye gelen bir öğrencinin velisi de eğitim öğretim aktivitelerine dahil edilmeli midir? Ve bu hangi boyutta olabilir?
Cevap: Öğrenci bu süreçte ne kadar yıpranıyorsa veli de bir o kadar yıpranır.Veliyi organizasyonun dışında tutmak çok yanlıştır.Veli merak ettiği konuları mutlaka eğitim koçu ile paylaşmalı ve rehberlik servisinden çocuğunun gelişimi hakkında bilgi alabilmelidir.
6. Dershanenin sınıf oluşturma stratejisi başarıyı nasıl etkiler?
Cevap: Dershane sınıflarını homojen yapmalıdır. Ancak bu gruplar, sadece dönem başında yapılan bir sınavla oluşturulamaz. Mutlaka dershane öğretmenleri tarafından yapılacak dersler ile öğrencinin sınıf içindeki durumu tespit edilmelidir. Çünkü sınavda başarılı bir çocuk haylaz ise grubun ahengini bozabilir veya sınavda başarısız olan bir çocukta sınav kaygısı olabilir
7. Dershane, öğrenciye hedef belirlerken hangi kriterleri hangi oranlarda önemsiyor?
Cevap: Burada bilinçli tercih yapmaktan bahsetmek gerekir. Öğrencinin hayal ettiği meslek ile velinin tecrübelerine göre öngördüğü meslekleri harmanlamak, çocuğun kişilik özelliklerine ve sosyal yapısına uygun okul ve bölümleri çocuğa tanıtmak gerekir. Bu uygulama sırasında baskıcı bir ikna yöntemi yerine sabırla çocuğa hayatın gerçeklerinden bahsetmek ve doğruyu kendisinin bulmasına yardımcı olmak daha sağlıklıdır.
8. Etüt yada birebir ders adı verilen çalışmalar hangi mantıkla yürütülüyor?
Cevap: Öncelikle bir dershane size, “Sınırsız etüt veriyoruz” derse, “Bu akşam size sınırsız sayıda arkadaşımla yemeğe gelsek bizi ağırlayabilir misiniz?” diye sorabilirsiniz. Etüt veya birebir ders ancak öğretmenlerin uygun gördüğü oranlarda ve rehberlik servisinin ön gördüğü saatlerde yapılmalıdır. Aksi taktirde öğrenci bunu farkında olmadan kötüye kullanabilir ve yine zararı kendisine dokunur.
9. Kitle dershanesi mi, butik dershane mi?
Cevap: Tabi ki butik dershane. Öğrencinin bu kadar farklı okullardaki eğitimin bu kadar standart dışı olduğu bir dönemde her öğrenciyle ayrı ayrı ilgilenmek gerekir. Bu da ancak az öğrencili bir dershanede, yetkin bir kadro, iyi bir rehberlik, etkili bir halkla ilişkiler servisi ve tecrübeli bir eğitim koçu ile mümkün olabilir.
10. Dershanenin fiziksel ortamı ve kentsel konumu eğitime nasıl etki ediyor?
Cevap: Her şeyden önce ortam ders yapmaya elverişli bir sessizlikte olmalıdır. Gürültüden uzak; ama olabildiğince de merkezi bir konum tercih edilmelidir. Unutmayın ki en iyi dershane evinize en yakın dershane olmayabilir. Başarı getireceğinizden emin olduğunuz bir dershaneye giderken mesafeler psikolojik olarak zaten kısalır. Sınıfların havadar, dershanenin yöneticiler tarafından kontrol edilebilir düzende olması da şarttır. Son olarak hijyen kurallarını önemsemeyen bir dershanenin çocuğunuzun geleceğini planlamasını da bekleyemezsiniz.Yaşadığınız anda sağlığınızı düşünmeyen bir kurumun çocuğunuzun geleceği ile ilgili hiçbir kaygısı olamaz.

10 Ocak 2014 Cuma

DERS BAŞARISINDA DİKKAT VE MOTİVASYONUN ETKİSİ

DERS BAŞARISINDA DIKKAT VE MOTIVASYONUN ETKISI

Öğrencilerde dikkat ve motivasyon eksikliği birbirinden ayrılması gereken kavramlardır. Süreç içerisinde ortak yönlerinin olabildiği gibi birbirilerinden net olarak ayrılan noktaları akılda tutulmalıdır.
Dikkat
Dikkat, kişinin çevredeki uyarıcılardan hangilerinin işleneceğine karar vermesidir. Kişi, duyu organlarına gelen çok sayıda bilgiden yalnızca sınırlı sayıda bilgiyi aktif olarak işlemden geçirebilir. Örneğin, sınıf içerisinde dışarıdan gelen sesler, arkadaşlarının sesleri, arkadan birinin kalemini düşürme sesi ve öğretmenin anlattıkları içerisinden hangisine dikkat edeceği gibi. O anda sadece 1 veya 2 uyarana dikkat edip onu zihninde işlemektedir; Çünkü, dikkat kapasitesi sınırlıdır.
Dikkat, bilginin işlenmesinin bir aşamasıdır. Sadece dikkat ettiğimiz uyaranları işleyip belleğimize kaydedebiliriz. Dikkat çok bileşenli nöropsikolojik bir süreçtir:
  • Dikkati odaklama, görevi yerine getirme
  • Dikkati sürdürme
  • Dikkatin bölünmesi (aynı anda farklı iki uyaranı zihinde işleme)
  • Dikkatin seçiciliği
Dikkat testleri yardımıyla, kişinin bu bileşenlerden hangisinde sorun yaşadığı belirlenmektedir. Dikkat testlerinde dikkat bozulması varsa çeşitli müdahale yöntemleri uygulanmaktadır (ilaç tedavisi vb.). Eğer dikkat testlerinde bir bozulma göstermiyorsa, motivasyon eksikliği yönünde çalışılmaktadır.
Motivasyon
Kişilerin belirli bir amacı gerçekleştirmek için kendi arzu ve istekleriyle harekete geçmelerine denilmektedir. İnsanların başarılı olmalarına, kişisel tatmine ulaşmalarına yardımcı olmaktadır. Bir şey yapmak isteğidir ve yapılan fiilin bireyin ihtiyaçlarını tatmin etme durumu devam ettiği sürece sürmektedir.
Temel olarak motivasyonun iki düzeyi vardır: Hayatta kalmak ve başarı. Yani insanı harekete geçiren ve hareket yönlerini belirleyen, onların düşünceleri, umutları, inançları, kısaca arzu, ihtiyaç ve korkularıdır.
Doğada hiçbir canlı bir sebep olmadan harekete geçmemektedir. Motivasyonu sağlamak için,  o durumun kişinin kendisi için bir ihtiyaç olduğunu hissetmesi gerekmektedir.
Öğrenme motivasyonu, öğrenen bireyin, öğrenme etkinliklerini anlamlı ve değerli bulması, bunlardan fayda sağlamasıdır. Öğrenme motivasyonunu etkileyen içsel ve dışsal etkenler bulunmaktadır. İçsel etkenler, daha çok öğrenmeye ve başarmaya karşı olan tutumlarınız, ilgileriniz, dikkat düzeyiniz ve kişilik özellikleriniz gibi içsel sebeplerle ilgilidir. Dışsal etkenler çok çeşitlidir ve tek başına etkili olmaz.
Sonuç olarak, motivasyonunuzu artırmada en önemli etken kişinin kendi düşünceleridir. Başkasının istemesi değil, kişinin o şeyi anlamlı bulması onu davranışa yönelik harekete iter. Öğrencinin o derse motivasyonunu analiz eden bir takım temel sorular bulunmaktadır:
  • Öğrenilen bilgi senin için ne kadar değerlidir?
  • Ders sonunda ne gibi faydalar sağlamayı bekliyorsun?
  • Ders konuları arasında hangisine daha fazla ilgi duyuyorsun?
Öğrencilerin motivasyonlarını arttırma yöntemleri:
  • Derse başlarken ilginç, şaşırtıcı, merak uyandırıcı sorular sorun.
  • Çalışmaları mümkün olduğu kadar aktif, araştırıcı, heyecanlı ve yararlı hale getirin.
  • Bütün öğrencilerin neyi nasıl yapacaklarını ve ulaşacakları hedefe nasıl gideceklerini bilip bilmediklerini sorun.
  • Öğrenciler arasında zeka, sosyo-ekonomik-kültürel geçmiş, okula ve bazı derslere tutum açısından bireysel ayrılıklar olduğunu her zaman dikkate alın.
  • Öğrencilerin temel ihtiyaçlarını göz önünde bulundurun.
  • Sınıfın fiziksel şartlarını hesaba katın.
  • Öğrencilerle ilgilendiğinizi ve onların sizin sınıfınızın öğrencileri olduğunu hissettirin.
  • Her öğrencinin takdir edilme ihtiyacını karşılayacağı ders içi ve ders dışı etkinlikler düzenleyin.
  • Öğrencilere her konuda seçenekler sunun.
  • Olumlu benlik kavramı, özgüven geliştirmelerine yardımcı olun.
  • Olumlu yanları vurgulayın, sonuçlar hakkında geri bildirimler verin.
  • Öğrencileri, kendi öğretmenlerini kendileri yönlendirmeleri için cesaretlendirin.
  • İhtiyaç duyan öğrencileri, özgüvenlerini ve başarı ihtiyaçlarını geliştirmeleri için cesaretlendirmeye çalışın.
  • Öğrencilere sorumluluk vererek, kendileriyle yarıştırarak onların başarı güdüsünü geliştirici teknikler kullanın.

7 Ocak 2014 Salı

ÖZTUNA NORMAN KİMDİR




ÖZTUNA NORMAN
ÖZGEÇMİŞ
   02.05.1972 tarihinde öğretmen olan anne ve babamın görevi nedeniyle bulundukları Bitlis’in Tatvan ilçesinde dünyaya geldim.İlk,orta ve lise öğrenimimi Ankara’da tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi  Fen Fakültesi Matematik Bölümü’nden mezun oldum.1994 yılında özel sektörde matematik öğretmenliği yapmaya başladım. 2004 yılında kendi dershanemi açtım.Bu süreçte eğitimde motivasyon ve yönlendirmenin önemini kavrayarak bu konularda çalışmalar yapmaya başladım.
   2006 yılında Türkiye’de   ‘’Eğitim Koçluğu’’  kavramını ilk kez sistematize ederek uygulamaya başladım.  Bir çok kurum ve kuruluşta seminerler verdim .Bu süreçte TRT 1,TRT Haber,TRT Okul,Kanal A,Kanal B ,ATV,A HABER,FOX TV televizyonlarında düzenlenen programlara konuk oldum.2014 -2016 yılları arasında TV 6  televizyon kanalında ‘’Eğitim Güzeldir’’ adlı programın yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlendim.
    Şu an Özel Çankaya Öztuna Norman Anadolu Lisesinin kurucusu olarak eğitim sektöründe hizmet vermekte olup halen devlet okullarındaki öğretmen ,öğrenci ve velilere yönelik ,verimli ders çalışma yöntem ve teknikleri,motivasyon,iletişim,meslek seçimleri ve kariyer planlama konularında seminerler vermeye devam ediyorum.
EĞİTİM BİLGİLERİ:
Lisans:
Ankara Üniversitesi  Fen  Fakültesi  Matematik Bölümü /ANKARA ( 1989-1993)
Lise:
Ayrancı Lisesi/ANKARA (1986-1989)
VERİLEN BAZI SEMİNERLER:
-Ankara Çankaya Anadolu Lisesi öğrencilerine ‘’ Verimli Ders Çalışma Teknikleri’’ semineri(2018)
-TOBB ÜNİVERSİTESİ SEYEV VAKFI KARİYER GÜNLERİ ETKİNLİĞİNDE konuşmacı konuk olarak bulundum(2016)
- Halk Bankası Kurumsal Pazarlama Depertmanı Uzmanları’na  motivasyon amaçlı ‘’Mesleğinizde Marka
Olmak’’ başlıklı seminer (2015)
-Ankara Üni. Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü öğrencilerine ‘’ Toplum Liderleri
Geliyor ‘’ sempozyumu kapsamında ‘’Eğitimde Empati ve İletişim’’ konulu seminer(2014)
-Ankara Büyükhanlı İlköğretim Okulu velilerine ‘’ Dershanesiz Dönemde Yapılması Gerekenler’’ semineri(2014)
- Ankara Üni. Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü öğrencilerine ‘’ Toplum
Liderleri Geliyor ‘’ sempozyumu kapsamında ‘’Öğretmenlik Etiği ve Yaşam Boyu Eğitim’’ konulu seminer(2013)
-Ankara Gülen Muharrem Pakoğlu Ortaokulu Öğretmenleri’ne ‘’Verimli Ders Çalışma Teknikleri’’ semineri (2012)
-MEB Yenimahalle ve Mamak İlçesi tüm öğretmenlerine ‘’Hiperaktivite ve Dikkat Eksikliği Teşhisi Konmuş Çocuklar
ile Eğitim’’ başlıklı öğretmen yaklaşımları eğitimi (2012)
-Ankara Hacı Ömer Tarman Anadolu Lisesi öğretmenlerine ‘’Ödev Nasıl verilir ve Nasıl Kontrol Edilir’’ başlıklı eğitim
programlama semineri(2011)
- Ankara Hacı Ömer Tarman Anadolu Lisesi velilerine  ‘’Çocuklarımıza’ Ders Çalış’ Demeyin’’ başlıklı motivasyon ve
aile içi iletişim eğitimi başlıklı eğitim programlama semineri(2011)
-MEB Hizmetiçi Eğitim Dairesi Başkanlığı Ankara’daki Tüm Anadolu ve Fen Liseleri Yöneticilerine ‘’Eğitim Koçluğu’’
semineri(2011)
ÜYE OLUNAN DERNEKLER ve GÖREVLER:
-YATSİAD(Yatırımcı ve Sanayici İş Adamları Derneği) Başkan Vekili
-TÜSİAV Eğitim Platformu Başkanı
-ASTAM(Ankara Üniversitesi Akıllı Sistemler Teknoloji Araştırma Uygulama Merkezi) İcra Kurulu Üyesi
-OSTİM ROTARY KLÜBÜ Geçmiş Dönem Başkanı ve yönetim kurulu üyesi
-ANGİAD (Ankara Genç İşadamları Derneği)  Yönetim Kurulu Üyesi
-AFİDER(Ankara Fenerbahçeli İşadamları Derneği) üyesi
-GGYD(Genç Girişim ve Yönetişim Derneği) üyesi
İletişim:05338126202
www.normananadolulisesi.com.tr
www.oztunanorman.com.tr

e-posta:normanoztuna@gmail.com

ANKARA LİFE DERGİSİ "EĞİTİMİN GELECEĞİ EĞİTİM KOÇLUĞU" RÖPORTAJI

EĞİTİMİN GELECEĞİ EĞİTİM KOÇLUĞU

Öztuna Bey öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
Memnuniyetle.1972 yılında anne ve babamın öğretmenlik görevleri gereği çalıştıkları Van’ın Bitlis ilçesinde doğdum. İlk,orta ve lise eğitimimi Ankara da tamamladım. Ayrancı Lisesi’nden mezun olduğum yıl Ankara Üniversitesi matematik bölümünü kazandım. Üniversite hayatım boyunca tiyatro, dans,müzik,izcilik ve spor faaliyetleri ile ilginmekle birlikte aynı zamanda bu süre zarfında animatörlük,sigortacılık,hostluk ve pazarlamacılık gibi bir çok işte çalıştım. Üniversitededen mezun olduğum yıl hem bir reklam firmasına ortak oldum hem de matematik öğretmenline başladım. 2001 yılında Bahçelievler’de artmix dans okulunu işlettim. Dans okulunu işletirken Türkiye çapında organizasyon işleri de yaptım, ama öğretmenliği hiçbir zaman bırakmadım. 2004 yılında kendi dershanem olan Bulvar Atak Dershanelerini açtım. 2005 yılından bu yana da hem dershane işletmeciliği hemde profesyonel olarak eitim koçluğu yapıyorum.
Öncelikle eğitim koçluğu kavramına yabancı bir toplumuz, eğitim koçluğu nedir? Ne yapar eğitim koçları?
Aslında koçluk bir danışmanlık hizmetidir, eğitim koçluğu ise veli-öğrenci ilişkilerini düzenleyen,hem veliye hem de öğrenciye eğitim kaynaklı sorunlarda yardımcı olan bir danışmanlık hizmetidir.
Eğitim koçunun neler yatığına gelince;  temel olarak bir öğrencinin tüm eğitim hayatını organize eder ,ve öğrencinin yeteneklerine ve kişilik özelliklerine göre meslek seçimi dahil geleceğini planlamasına yardımcı olur.gerektiğinde ders çalışma programlarını yapar,gerektiğinde takviye dersler almasını organize eder ve veliye raporlama hizmeti sunar.burada hassas olan konu şudur; velinin çocuğuna ‘’ders çalış’’ demesini engellemek gerekir.nasıl ki bir anne evde çocuğunun diş dolgusunu yapmıyor ve ve çocuğunu doktara götürüyorsa ,evde eğitim ile ilgilide bir yönlendirme yapmamalı ve çocuğunu uzman bir eğitimciye götürmelidir.işte burada devreye biz giriyoruz .çocuğun tüm ödevlerini ve takviye çalışmalarını yaptırıyoruz.tüm çalışmalar koçluk merkezlerimizde yürütüldüğü için eve hiçbir çalışma bırakmıyoruz.böylece öğrenci evine gittiğinde diğer aile fertleriyle zaman geçiriyor ve rahatlıyor.evde ki eğitim kaynaklı gerilimler de bıçak gibi kesiliyor.veli merak ettiği tüm çalışmaları bizi arayarak öğreniyor.çocuk evde kaybettiği tüm hakları geri kazanıyor.düzenli yapılan bu çalışma da mutlaka başarıyı beraberinde getirdiği için bir süre sonra hem çocuk daha az çalışarak daha yüksek notlar alıyor ve sosyal aktivitelere zaman ayırabiliyor hem de veliler üzerlerindeki bu büyük yükten kurtulmuş oluyor.çocukların ders çalışabilmesi için ise keyifli bir ortam yaratmak bu organizasyonun en can alıcı noktasıdır.bir öğrenci ancak bulunduğu ortamdan ve eğitimcilerden rahatsız olmazsa paylaşımlar artar ve sonuca ulaşılabilir.
Verdiğiniz hizmetler neler?
biz yaklaşık 50 kişilik bir kadroyla birlikte çalışıyoruz.hem koçluk merkezlerimizde hem de öğrencinin evinde çalışmalar yapabiliyoruz.tüm yaş grupları için her branştan uzman bir öğretim kadrosunun yanı sıra çocuk gelişim uzmanları,iletişim uzmanları ve psikologlar da bu organizasyonun bir parçası durumundadır.ihtiyaca göre öğrencilere özel dersler verdirebiliyoruz.velileri bir parça rahatlatmak için ise yaşam koçluğu hizmeti sunuyoruz.
Bir eğitim koçunun öncelikli hedefi ne olmalıdır?
Birinci hedef Çocuğa sürekli olarak ders çalıştırmak yerine ders çalışmayı öğretmektir.ders çalışmayı örenen bir öğrenci bundan sonra başarıyı tadacak ve başarılı olduğunda da daha keyifli bir ev yaşantısına sahip olacaktır.ikinci hedef ise çocuğu için gelecek kaygısı yaşayan velileri rahatlatmak ve aile içi huzuru sağlamaktır.
Peki hep eğitimle ilgili sorun yaşayan öğrencilerle mi ilgileniyorsunuz?
Tabi ki hayır.her yıl onlarca örenciye hem sbs de hem de üniversite sınavlarında derece yaptırıyoruz.bizim kabul edemediğimiz 2 grup öğrenci vardır.birincisi tıbbi olarak psikolojik sorun yaşayan öğrenciler ki bu tür öğrenciler için de birlikte çalıştığımız çok değerli ve yetkin öğretim görevlisi doktorlarımız var,ikincisi ise saygısız öğrenciler.çünkü her türlü eğitim kaynaklı sorunu düzeltmeye yetecek tecrübeye ve eğitim kadrosuna sahibiz ama kişilikten kaynaklanan bozukluklara bir çözüm üretemeyiz.bu türlü çocukları da önce işin uzmanı bir doktara yönlendiriyoruz sonra istediğimiz seviyeye gelince yardımcı olmaya çalışıyoruz.
Dünyada ki örnekleriyle kıyaslayacak olursak Türkiye’de eğitim koçluğuna bakış açısı ve insanların ilgisi nasıl?
Türkiye de koçluk kelimesi bilinmesine rağmen eğitim koçluğu henüz tam algılanabilmiş değil. öğretmen kökenli olmayan kişilerin sadece para kazanmak amacıyla kendilerini eğitim koçu ilan etmeleri yüzünden bir güvensizlik yaşanmaktadır. üniversitelerde rehberlik bölümleri gibi bölümler açılmadıkça da bu güvensizlik sürecektir.şu an için velilerin dikkat etmesi gereken konu eğitim koçu olduğunu iddia eden kişinin en azından öğretmen olması gerektiğidir.çünkü öğretmen olan bir kişi eğitim formasyonuna sahiptir ve bu iş için gereken en önemli unsur da budur.veliler eğitim koçluğunu araştırdıklarında ‘’tam bize göre’’ demektedirler.bu sebeple de ilgi inanılmaz boyutlar dadır.eğitim koçluğu faydalananlar için muhteşem,koçluğu başaramayanlar içinse şarlatanlık olarak görülmektedir.zaten herkesin eğitim koçu olması da mümkün değildir.çünkü sabır,deneyim,iletişim,empati,tiyatral yetenek,hayata hep pozitif bakabilmek , anında sorunlara çözüm üretebilmek , öğretmenlik formasyonuna sahip olmak ve özellikle dürüstlük bu işin olmazsa olmazlarıdır.
Size danışan insanlar en çok hangi konularda danışıyor?
Üstün başarıya sahip çocukların yönlendirilmesi ve üst düzey özel ders öğretmeni ihtiyacı,Çocukları ile iletişim kuramama,derslerdeki başarısızlık,ders çalışmayı sevdirecek tecrübeli öğretmen ihtiyacı,dağınıklık,ödev yapmama,düzenli ders çalışamama bize en çok danışılan ve yardım istenen konular.
Türkiye’de eğitim koçluğu denildiğinde akla ilk gelen isimsiniz ve biliyorum ki Milli Eğitim Bakanlığı ile ortak projeler de yürütüyorsunuz. Bu konular hakkında bize bilgi verir misiniz?
Tabi;geçtiğimiz aralık ayı içinde meb dan hizmet içi genel müdürlüğünden benimle irtibat kurdular ve seminer vermemi istediler.ben de seve seve kabul ettim.şubat tatilinde bir hafta boyunca 30 saatlik bir seminer düzenlendi.bu seminere Ankara daki tüm Anadolu ve fen liselerinin müdür baş yardımcıları ve rehberlik uzmanları katıldı.tüm katılımcılara eğitim koçluğu sertifikaları verildi.seminerde çalışma arkadaşlarım etkili iletişim ve konuşma sanatı  uzmanı Cahit maaç ve psikolog dr.Mehmet şakiroğlu da kendi alanlarıyla ilgili bölümlerde seminer verdiler.biz de bu organizasyon sayesinde bir nevi meb in onayladığı türkiyede ki ilk eğitim koçları ünvanınıda almış olduk.tahmin ediyorum bu konuya çok önem veren meb da bu eğitimleri Türkiye çapına yaymak suretiyle tüm okullarda eğitim koçuluğu hizmeti vermek istiyor.dolayısıyla belli bir planda bu eğitimler devam edecek gibi gözüküyor.
Türkiye’de ki eğitim sistemi ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Maalesef eğitim-öğretim Türkiye de kalıcı bir formül bulabilmiş değildir.sürekli değişiklik yapılan sınav sistemi ve müfredatlar da herkesi olumsuz yönde etkilemekte ve her anlamda yormaktadır.velileri en çok endişelendiren konu ise çocuklarının iyi bir eğitim alamamaları ve üniversite de meslek kazandıracak bir bölümü kazanamamalarıdır.bu korku velileri hırçınlaştırmakta ve çocukları üzerinde farkında olmadan büyük bir baskı oluşturmaktadır.meslek liselerine önem verilirse,sanata ve spora yetenekli çocuklar erken yaşlarda tesit edilip desteklenirse bir çok sorun kendiliğinden çözülür diye düşünüyorum.
Aileler çocuklarının yeteneklerini keşfedip ona göre bir eğitim programı çizmeliler, bu açıdan baktığımız da siz velilere nasıl bir yol çiziyorsunuz ya da bu konuda nasıl yardım ediyorsunuz?
Çocukların Mutlaka küçük yaşta, spor hocaları ve farklı branşlarda uzmanlaşmış sanat öğretmenleri ile iletişim kurmalarını sağlamaya çalışıyoruz.çünkü Atatürk ün de dediği gibi sanata ve spora önem vermeyen toplumlar yok olmaya mahkumdur.bir ülkede herkes avukat ,mühendis ve ya doktor olursa ne müzik dinleyebilirler,ne tiyatroya veya sergiye gidebilirler nede herhangi bir branşta spor müsabakası seyredebilirler.70 milyonluk bir ülkeden hem sanatın her dalında hem de spor dallarında Türkiye yi temsil edecek binlerce insan var bence.devlet,imiz bu yetenekleri tespit etmeli ve desteklemeli ki velilerin ilgisi artsın,gizli yeteneklerde ortaya çıkabilsin.her yetenek bence milli bir servettir ve ülkemize hizmet etmelidir.
Ancak sanat ve sporun sadece bir meslek olarak algılanması da çok büyük bir yanlıştır.bence k,işisel gelişim için her ferdin mutlaka kendine uygun bir sporu sağlığı için yapması gerekir ve yine her ferdin yeteneği ölçüsünde bir sanat dalıyla uğraşması gerekir.bu kişiyi dinginleştirir,hayata bakışını değiştirir ve kendine güvenmesini sağlar.en önemlisi de kötü alışkanlıklardan uzaklaşmasını sağlar.saatlerce tv seyretmek ve ya internette sörf yapmak yerine bir resim yapmak,bir takım sporuyla uğraşmak ve bir müzik aleti çalmak insan ruhu için çok önemli kazanımlardır.
Eğitim koçluğu ile ilgili Türkiye’de geleceğe yönelik çalışmalarınız neler?
Bizim şu anda aktif olarak Bakanlıklar ve Ümitköy’de 2 tane merkezimiz var. Ankara’da  her semtte eğitim koçluğu merkezleri açmayı hedefliyoruz.bunun yanı sıra hem eğitim koçu olmak isteyen öğretmenlere koçluk seminerleri veriyoruz hem de yukarıda bahsettiğim gibi meb ile ortak çalışmalar yapıyoruz.önümüzdeki eğitim döneminde de eğitim koçluğundan herkesin faydalanabilmesi için  tüm Türkiye bayilikler vermeyi planlıyoruz. Geçen ay tv programı yapmamız içinde bir teklif aldık,alt yapısı oluşursa bu  projeyi de hayata geçirmeyi planlıyoruz.

PLAN, NİÇİN PLAN?

PLAN, NİÇİN PLAN?

Bir işte başarılı olmak için yapılacak ilk iş, hedef belirlemek, ikinci iş ise belirlenen he-defe yönelik bir plan yapmaktır. Yapılacak işlerin belli bir süre ve düzen içine sokulma-sına plan denir.
Modern eğitim sistemlerinde, başarıya giden yolda tek çare “çok çalışma” değil “etkili çalışma”dır. “Etkili çalışma”, zamanı, hedefler ve saptanmış öncelikler doğrultusunda programlı olarak kullanmaktadır. Bu da planlama demektir.Bir bina yapılırken, bir yolculuğa çıkarken, bir alışverişe gidilirken plan yapılır ya da yapılması gerekir. Eğer plan yapılmazsa bina yıkılabilir, yolculukta hiç hesap edilmeyen aksilikler başa gelebilir, alışverişte beklenmedik sorunlar yaşanabilir. Cenap Şahabettin: “Başkası düştü mü ´çürük tahtaya basmasaydı.´ deriz. Kendimiz düşünce bastığımız tahtanın çürük olmasından şikayet ederiz.” diyor. Atılacak adımdan alınacak başarılı bir sonuç, iyi bir planlamaya bağlıdır.
Gerek sınavlar gerekse başarılı bir okul yaşamı, hem sizin geleceğinizin hem de ülkemizin yarınlarının şekillenmesi açısından bir bina yapımından, bir yolculuğa hazırlanmaktan, bir alışverişten daha önemsiz değildir. Öyleyse belirlenen hedeflere ulaşmak için mutlaka bir çalışma planına ihtiyaç vardır.
Çoğu öğrencimiz, birden çok dersi aynı günde çalışmak zorunda olmaktan yakınıyor. “Nasıl çalışsam, hangisine önce başlasam, ikisini bir arada yürütebilir miyim, hepsine zaman ayırabilecek miyim, zamanı yetiştirebilecek miyim?” gibi endişe ve kararsızlıklar gerçekte plansızlığın doğal bir sonucudur.
Okul eğitimi ve sınavlara hazırlık ciddi işlerdir. Okul eğitiminde ve sınavlara hazırlıkta başarıya ulaşmak, planlı bir çalışmayla mümkündür. Planlanmış bir çalışma, hedefe yönelik yapılacak işlerin etkili bir şekilde yürütülmesini sağlar.
Plan;
“nasıl”, “ne zaman” ve “nerede”, “hangi derse”
çalışılacağına karar vermektir.
Descartes: “Plansız çalışan kimse, ülke ülke dolaşıp hazine arayan bir insana benzer.” diyor. Plansızlık; öğrencide dikkatsizliğe, yorgunluğa, bitkinliğe, isteksizliğe ve dalgınlığa neden olur. Bu durum, öğrencide ruhsal baskı, kararsızlık, çalışmaya motive olamama ve verimsiz çalışma gibi olumsuz sonuçlara yol açar. Bu sorunların aşılması için planlı çalışmanın nasıl yapılacağı çok iyi bilinmeli ve çalışmalar planlı bir şekilde yürütülmelidir.
Ön Hazırlık
En mükemmel plan, uygulanabilir plandır. Planın uygulanabilir olması için, iyi hazırlanması gerekir. İyi bir plan hazırlanırken de bilinmesi gereken bazı noktalar vardır: Başarılı bir plan esnek yapıda olmalıdır. Plan, zamanı tanzim ederek en verimli şekilde kullanmak olduğuna göre, zaman tanzimi iyi bilinmelidir. Bir de planlarda verilecek aralar yani tenefüsler konusu iyi düşünülmelidir. Bunlar, bir planın başarıya ulaşılması için gereken temel koşullardır. Şimdi kısaca bunların üzerinde duralım.
Planda Esneklik
Peter Marshall: “Yapılmış küçük işler, planlanmış büyük işlerden daha iyidir.” derken planın uygulanabilir olmasına dikkat çekmektedir. Planlamada amaç, verimli bir çalışmadır. Ancak hazırlanan planla çalışma gerçekleştirilemiyorsa ortada bir planlama sorunu vardır.
Plan yapanların en sık düştüğü hatalardan biri, planlarının sınırlarını çok katı yapmalarıdır. Yapılan planda sınırlar esnek olmayınca uygulamada zorluklar çıkmaktadır. Hazırladığı planı gerçekleştiremeyen öğrenci, bu nedenden ümitsizliğe düşmekte; sonra da özgüvenini yitirmektedir.
Hayatımızda kontrolümüz dışında o kadar çok faktör vardır ki, bunların bizim çizdiğimiz çerçeve içerisinde kalacağını beklemek yanlış olur. O yüzden, beklenmedik olaylar ve faktörler dikkate alınarak plana yerleştirilecek olan etkinliklerin süreleri esnek tutulmalıdır. Yapılması planlanan iki farklı aktivite arasında belli bir süre pay bırakılmalıdır. Böylece bitmesi gereken bir etkinliğin elde olmayan nedenlerle sarkması, diğer etkinliğin gerçekleşmesini etkilemeyecektir. Böylece etkinliklerden birinin geç bitmesi veya diğerinin erken başlaması durumunda plan bozulmayacaktır.
Günü Verimli Kullanmak
En iyi plan, günü verimli kullanmaktır. Başarıya ulaşmak, günü verimli kullanmakla doğru orantılıdır.
Bir iş yapılırken, sürenin yetersizliğinden yakınılıyorsa orada bir eksiklik vardır. O da planlama eksikliğidir. Bir çok kişi ise plan yaptığı halde gerekli öğrenmenin gerçekleşemediğinden şikayetçidir. Plan yaparken, planın en verimli nasıl işletileceği veya en verimli çalışmanın ne şekilde yapılacağı bilinmezse bu yakınmalar sürüp gider.
Hiç oturup bir gün içinde neler yaptığınızı ve yaptıklarınıza ne kadar süre ayırdığınızı hesapladınız mı? Bir deneyin. Eğer böyle bir hesaplama yaparsanız, farkında olmadan büyük zaman dilimlerini nasıl faydasız işlerde harcadığınızı göreceksiniz. Bu hesaplama aynı zamanda, ne kadar çok zamana sahip olduğunuzu da gösterecektir. Öyleyse herkes sahip olduğu zaman potansiyelini iyi değerlendirmelidir. Bir şey bütünüyle elde edilemezse, tamamen de terk edilmemelidir. Zamanı elden geldiğince iyi değerlendirmek başarının anahtarıdır.
Bir günümüz, 24 altın değerinde bir hazinedir. Onu verimli kullanmak, bir plan doğrultusunda değerlendirmek en kazançlı yoldur. Bize verilen bu 24 saati iyi kullanırsak hedeflerimiz, karşımıza güzel bir ödül olarak çıkar. Böylece idealimizdeki okulda okuma şansını yakalarız. Zamanımızı eğer bizden istenildiği gibi değil de rastgele harcarsak; sınavlarda başarısız olmak bizim için en büyük ceza olacaktır.
Zaman, tekrar kazanılmayan tek servettir. Zaman, iyi planlama ile genişler; içine o kadar şey sığar ki… İsraf edilince de olanca hızıyla akıp gider. Senaca: “Hepimiz hayatın kısalığından söz ederiz de boş geçen zamanımızı nasıl kullanacağımızı bilmeyiz.” diyor.
Kişi, günü en iyi nasıl değerlendireceğini, planında hangi zamanı neye ayıracağını bilmelidir. Şimdi, yapılan araştırmalardan yola çıkarak, bir günün en verimli şekilde nasıl değerlendirileceğini görelim.
Hayatta başarılı olmuş, ömürlerine birkaç insanın yapabileceği kadar çok işleri sığdırmış başarılı ve meşhur kişiler, sabah vakitlerinin önemine dikkat çekmişler ve sabah erken kalkıp sonra da uyumamayı başarıya götüren önemli bir etken olarak vurgulamışlardır.
Araştırmalar “kortizol” gibi, uyanıklık veren hormonların en fazla salgılandığı periyotun sabah 800 – 1100 arası olduğunu ortaya koymuştur. Araştırmalarda, bu saatlerin planlama, düzenleme ve ileriye dönük düşünce üretimi için en verimli saatler olduğu sonucuna varılmıştır. Öyleyse planlama aşamasında sabah saatleri mümkün olduğunda öğrenmeye yönelik etkinliklere ayrılmalıdır.
Bilimin verilerinden yola çıkarak öğle saatlerinin dinlenmeye ayrılması gerektiğini söyleyebiliriz. Çünkü yapılan araştırmalara göre hormonal denge açısından öğle saatleri vücudun dinlenmeye çekildiği periyottur. Bu saatlerde çalışmaya ara verilmesi ve mümkünse kısa bir uyku arasının canlılık kazandıracağını, bu ara sonunda sanki güne yeni başlamış gibi bir durum oluşacağının ortaya çıkarmıştır.

DİKKAT DAĞINIKLIĞI OLAN ÇOCUKLAR KENDİLERINE NASIL YARDIMCI OLABİLİRLER?

DİKKAT DAĞINIKLIĞI OLAN ÇOCUKLAR KENDİLERINE NASIL YARDIMCI OLABİLİRLER?

  • Dikkat dağınıklığı olan çocuklar, dikkatlerini veremedikleri zaman, bunun farkına varmaya çalışmalıdırlar.Mesela dalıp hayaller kurmaya başladıklarında. Her çocuk kendine, dur bir dakika, sen yine daldın, hayal kuruyorsun diyebilir. Toparlanmalı ve “Öğretmenimin söylediklerini dinlemeliyim” demeli.
  • Dikkat dağınıklığı olan çocuklar, öğretmenlerine yakın oturmaya çalışmalıdır. Bazen öğretmenin, öğrenci dersten koptuğunda, yeniden kendini konuya verebilmesi için, küçük bir işaret vermesi gerekebilir.
  • Çoğu kez, dikkat dağınıklığı olan çocukların yavaşlamaları gerekir. Kendi kendilerine bir şey yapmaya başlamadan önce durup düşünmeleri gerekir. Böylece dürtüsel olmazlar.
  • Önemli bir şeye başlamadan önce kendilerine “Bunu yapmanın en iyi yolu nedir? Bunu bu şekilde yaparsam ne olur? Peki başka bir şekilde yaparsam nasıl olur?” diye sormalıdırlar. Bu şekilde planlama yapmak, aklın etkin çalışmasına yardımcı olur.
  • Planlama sayesinde bu çocuklar daha doğru davranış ve daha rahat arkadaşlık kurarlar. Bir şey söylemeden önce, bir çocuk kendine sormalıdır? “Bunu ona söylersem kendini nasıl hisseder?” Ya da bir şey yapmazdan önce, “Bunu yaparsam arkadaşım beni sever mi?” gibi.
  • Dikkati dağınık çocuklar, bir işi yaparken, onu nasıl yaptıklarını takip etmelidir. Böylece çalışmalarında bu kadar çok dikkatsiz yapılmış hata olmayacaktır.
  • Ödevlerini yaparken, yoğunlaşmak için çok gayret göstermek zorundadırlar. Çalışmak için bir yer bulmalıdırlar. Bazı çocukların birkaç yerde çalışmaları gerekebilir. İşin bir kısmını bir odada, kalanını bir başka odada, ya da yerde, masada ya da sırada yapabilirler. Yer değiştirmek onların kafalarını toparlamalarına yardımcı olur.
  • İşlerini yapmak için iyi bir zaman seçmelidirler. Pek çok ara vermelidirler. Ayağa kalkmaya ve dolaşmaya ihtiyaç duyabilirler.
  • Okurken, not almaya çalışmalıdırlar. Kitap okurken, önemli buldukları kelimelerin altını çizmeleri faydalıdır. Önemli kelimeleri, küçük bir kağıda yazıp, sayfanın kenarına iliştirebilirler. Okurken kalem kullanmak, onların yoğunlaşmasına katkıda bulunur.
  • Dikkat dağınıklığı sorunlarıyla ilgili, konuşabilecekleri bir yetişkin yanlarında olmalıdır. Bu kişi onlara bu konudaki gayretlerinin nasıl gittiği konusunda nasıl gittiği hakkında bilgi vermelidir.

SORU ÇÖZME TEKNİKLERİ

Test sorularını çözerken üç şeye ihtiyacınız vardır, bilgi + yorum + hız. Daha açıkçası sınavlarda başarılı olmak için, bilginizi artırıp, yorum gücünüzü geliştirip, hızınızı yükseltmeniz gerekiyor.
Bununla birlikte size önerimiz, sınavlara sadece soru çözmeye odaklanarak hazırlan-mayın; aynı zamanda konu çalışırken kendi kendinize, sınav mantığına uygun sorular hazırlayın. Bu, çalışmalarınızı daha zevkli yapacak ve soruları çözmek bir süre sonra eğlenceli bir oyun haline gelecektir.
Hızlı Okuyun, Hızlı Çözün
Soru çözme hızı ile anlayarak okuma hızı aynı değildir. Problem çözerken hız azalır. Ancak kişi anlayarak okuyabilme hızını artırdıkça problem çözme hızı da doğru orantılı olarak artar.
Okuma hızını geliştirirken öncelikle amacınız göz kaslarınızı geliştirmek, sırasıyla hızlı görme, algılama, anlama ve öğrenme becerisini pekiştirmek olmalıdır. Asıl amaç anlama odaklı hızı artırmaya çalışmaktır. Bunun için okuduğunuzu başta anlamasanız dahi hızınızı artırmaya devam edin. Sonra hızı koruyarak anlamayı geliştirmeye çalışın. Sonuca ulaşacaksınız.
Soru Çözerken Gerekli Pratik Bilgi
  1. Soruları hızla gözden geçirin.
    İlgili bölüm testlerine cevap vermeden önce bütün sorulara hızla bir göz atın. Bu, zihninizin yeni bölüme geçişini kolaylaştıracak ve testin geneli hakkında fikir verecektir.
  2. Soru kökünü anlamadan metni veya seçenekleri okumayın.
    Beyniniz neyi anlaması gerektiği konusunda yeterince hazır olursa sonuca daha hızlı ulaşabilirsiniz.
  3. Doğruluğundan kesin emin olduğunuz seçeneği belirlediğinizde artık o soruyla oyalanmayın.
    Bir başka yol da yanlıştan doğruya gitmenizdir. Seçenekleri ikiye indirgediğinizde artık tahmininizi zorlayabilirsiniz.
  4. Bütün sorular aynı zorlukta değildir; ancak puanların hesaplanmasında aynı testteki soruların ağırlığı aynıdır.
    Soruların zorlukları %10 çok zor, %20 zor, %40 normal, %20 kolay, %10 çok kolay sorulardan oluşur. Tabi bu, biraz da ne kadar çalıştığınıza bağlıdır. Kolay soruları çözmek için 35-45 saniye yeterken zor sorularda bu süre iki dakikaya kadar çıkabilir. Her soru için ortalama bir dakika süre öngörülmüştür.
  5. Turlama tekniğini kullanın.
    Bu yöntem, sorulara takılıp moralinizin bozulmasına ve diğer soru çözümlerinin de olumsuz etkilenmesine engel olur. İlk turda kolaylıkla yapabileceğiniz soruları işaretledikten sonra diğer sorulara geçin. Bir süre sonra tekrar takıldığınız sorulara dönün.
  6. Soru kökünün veya metninin uzun oluşu sizin için daha fazla ipucu anlamına gelir.
    Bu nedenle uzun metinli sorular daha kolay çözülebilen sorular olarak algılanmalıdır.
  7. Yapılan araştırmalar, iki seçeneğe indirilmiş sorularda akla ilk gelenin genellikle doğru tahmin olduğunu göstermektedir.
    Buradaki “tahmin” kelimesi tahminden daha fazla anlam taşımaktadır. Bunun için ilk tahmininizi bir kez daha tetkik edin.
  8. Bazen dikkatiniz istenen şeyin tam aksine odaklanır ve yanlış seçeneğe yönelirsiniz.
    Bu zaafınızdan test uzmanları yararlanır; insan psikolojisi soru içindeki ifadeleri olumlu yönde algılama eğilimlidir. Bu nedenle soru formlarında altı çizili veya kalın yazı karakterli ifadeleri daha dikkatli okumalısınız. Örneğin “hangisidir” sorusunun “hangisi değildir” sorusu ile karıştırılması yaygın hatalardan biridir.